3 Aralık 2012 Pazartesi

SİVASSPOR'um

Okadar küçüktüm ki ilk Sivasspor maçına gittiğimde,ya altı yada yedi yaşındaydım.Kardeşim ise dört yaşındaydı.Hayatımda ilk defa bir futbol maçını canlı canlı izleyecektim.Ankara'da Türk Telekom'un tesisleri vardır.Oraya gittik babamla ve tek tarafı tribün olan stadda kale arkasındaki tellerin hemen arkasında izlediğim ilk maçıma gittim.Yiğidolar yazılı pankartlara baktığımda ''neden dolar yazdılar acaba diye sormuştum''babama.Kalecimiz masmavi gözleri olan Abdullah abiydi.O günden sonra Sivasspor'un her maçına götürmeye başladı babam bizi.Maç günleri benim için o kadar mutluluk verici oluyordu ki;tribünlerde çekirdek satan abi,devre arasında yediğim sosisli ve içtiğim çay,maç sürerken gelen simitçi beni ayrı ayrı mutlu etmeye yetiyordu.Yıllar geçti,yine aynı heyecanla,yine o ilk maç gibi giderim Sivasspor'un her maçına..Hala devre arasında sosisli yerim,sıcacık çay içerim.Babamla kaçan pozisyonları tartışırız,gollere seviniriz.Her maça gidişimde çocukluğum aklıma gelir aslında,cumadan ödevlerimi bitirişlerim,karlı havalarda anneme maç için yalvarışlarım..İşte bu yüzden ben Sivasspor'luyum,en mutlu günlerim hep Sivasspor maçları olduğu günlerdir mesela.Maç olduğu gün üzgünsem ''Yenildiniz mi?'' der annem.Hep sağanak yağmur yağdığı için gidemediğimiz Şekerspor maçı gelir aklıma.Tam 5 tane atmıştık ve ben gidemedim diye çok üzülmüştüm.Kısacası Sivasspor benim için çok farklı şeyler ifade eder.Bu yüzden yensek de,yenilsek de,benim için sadece skor tabelasındaki sayılar değişir.İçimdeki Sivasspor'a olan sevgi değişmez..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder